ÇAYKOVSKİ “Aydınlıktan Karanlığa”

26.11.2019

Bugün günlerden Çaykovski.

Sabah, güzel bir güne uyanmanın mutluluğu vardı üzerimde çünkü akşam Çaykovski’nin eserlerini dinlemeye gidecektim. Geçmek bilmeyen vakitlerin ardından nihayet akşam olduğunda hemen Harbiye’de bulunan Cemal Reşit Rey konser salonunun yolunu tuttum.

Baştan söylemek istiyorum: konser muhteşemdi.

Türkiye’nin, özelinde İstanbul’un, başka bir gerçekliğinin yaşandığı yerlerden biridir bu tarz konserler. Şık, özenli giyimli insanlar, ekseriyetle artık bir ömürden fazlasını yaşamış hanımefendiler ve beyefendiler bu akşam buradaydılar. Benim için sürpriz olan Ekrem İmamoğlu ile karşılaşmak oldu. Bu vesileyle belki biraz daha özen vardı mekanda ve insanlarda.

Velhasıl saat geldi ve salondaki yerimizi aldık. Salon içerisindeki konumum fena sayılmazdı ki bir kaç kaçamak fotoğraf çekimi de yapmış bulundum 🙂 öncelikle Cem Mansur beyfendi sahneye geldiler. Cem bey 9 yılın ardından ilk defa bir konser öncesi söyleşi yaptığını söyledikten sonra Çaykovski’nin son günleri hakkında konuşmaya başladı.

Piotr İlyiç Çaykovski (1840-1893) hayatını çoğunlukla hiç görmediği hamisi Ndejda von Meck ile yaptığı mektuplaşmadan biliyoruz. Çaykovski zorlu bir hayat yaşadı. Senfonileri arasında en çok çalınanı, içinde kendi yaşamını canlandırdığı 16 Şubat’ta başlayıp 31 Ağustos’ta bitirdiği 6. Senfoni’dir. İlk kez 28 Ekim 1893’te Petersburg’da, besteci yönetiminde seslendirilen esere, kardeşinin önerisi üzerine Patetik adını veren besteci dokuz gün sonra koleradan (intihar ettiği de söylenmekte fakat ölüm sebebi tam bir muamma) ölmüş ve senfoninin kazandığı başarıyı görememiştir.

Yarım saatlik söyleşinin ardından orkestra sahnedeki yerini aldı ve konuk sanatçı Dmitry Sitkovetsky (keman) çıktı sahneye. Çavkovski’nin keman konçertosu re majör op.35 eserini icra ettiler.

Dmitry ve orkestranın uyumu muhteşemdi.

40 dakikalık bir ziyafet, bir şölen yaşadık adeta. Bölümün sonunda Dmitry solo şekilde Bach’tan bir parça çaldı ve 15 dakikalık ara verildi.

Ve tekrar orkestranın yerini almasının ardında 6. Senfoninin icrasına gelmişti sıra.

Bestecinin kardeşi Modest’in açıklamasına göre “Acılar, özlemler ve heyecanlarla geçen yalnız yıllar, iyiye ve güzele bağlılığın dile getirildiği” 1. Bölüm, etkili bir senfonik girişle başlar. 4/4’lük ölçüdeki ağır (Adagio) tempodaki girişte, bas yaylıların yakarışıyla fagotun duyurduğu dört notalık karanlık tema ölümcül bir ezgiyi oluşturur. Aynı tema hızlanır, pek o kadar neşeli olmayan (Allegro non troppo) tempoda, viyolalarla yansıtılır. Bölümün ikinci önemli teması, keman ve viyyolonsellerde yakarış ve özlem dolu lirik bir şarkı biçiminde ağırca (Andante) tempoda “senfoninin en etkileyici ve duygulu bölmesi olarak” sunulur. Daha sonra parlak bir teknikle, güçlü sesle orkestrada gelişen tema sakinleşerek klarnet ve fagotla duyurulur. Anlık bir susuştan sonra temalar tutkulu ve canlı şekilde birbiri içine karışır. Ancak kadere karşı bu yarışmanın boşluğunu trombonlarda beliren koral ezgi açıklar.

“Duyguların açıklanabileceği birinin varlığının verdiği huzur ve mutluluğun yitirilmesiyle duyulan burukluk” olarak tanımlanan 2. Bölüm, neşeli ve zarif tempodadır ve birinci bölümle büyük bir kontrast oluşturur. Alışılmamış ilginç bir ritimle (5/4’lük ölçüde) Çaykovski’nin deyimiyle “Gözyaşlarıyla gülümseyerek” zarif bir vals gibi gelişen bölüm, daha sonra hafif bir melankoliye bürünürse de yine eski neşesine kavuşur.

3. Bölüm 12/8’lik olarak ele alınan 4/4’lük ölçüde çabuk ve çok canlı tempoda scherzo/marş karışımı, kendine özgü bir yapıdadır. Scherzo / marş / sherzo tekrarı / marş tekrarı / bitiş bölmesi tarzında, büyük ses nüanslarıyla seçkinleşen bölüm, “Müzikçi olarak kazanılan başarının verdiği heyecan ve gururu” canlandırır. Gerçekten canlı hareketli tema yaylı çalgılarla tahta üflemeler arasında dolaşır, sonunda bir karşı tema haline getirilir. Çalgı gruplarının yarışması orkestranın tümünde barbar bir marş olarak sonuçlanır.

Ağır ve ağıtsal tempoda, 3/4’lük ölçüde başlayan 4. Bölüm bir ölüm habercisidir: ” Son yıllardaki yalnızlığı ve hüznü, gelecekteki ölümü arzulamayı” anlatır. Yaşamın zevkleri bitmiş, onun yerini bir veda şarkısı almıştır. Senfonilerin alışılagelmiş cesaret edebileceği ağır bir bitişi yeğlemiş, adeta kendi ölümü için bir orkestra requiem’i bestelemiştir.

Etkinlik Bülteni

Evet 6. Senfonide Çaykovski için kendi ölümünü bestelediği söylenir. Belki de 9 gün sonra şüpheli bir şekilde ölmeseydi daha farklı anlamlandırılabilirdi. Gerçekten zorlu bir hayat fakat geride bıraktıklarıyla ölümsüzleşen bir besteci.

Konser bittikten ve bir kısım kalabalık dağıldıktan sonra önce Cem Mansur’u yakaladım ve Çaykovski’nin fotoğrafı üzerine günün hatırası olarak imzasını aldım. Ardından da Dmitry Sitkovetsky dan imzasını aldım. Sanırım bu iki imza yanyana bir tek benim arşivimde mevcut. Tatlı bir hatıra 🙂 ve gecenin sonuna ait hatıra fotoğrafı.

ÇAYKOVSKİ “Aydınlıktan Karanlığa”” hakkında 1 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir